Eylemli Ayrılık Nedeniyle Boşanma Nedir?

Evlilik birliğinin temelden sarsılması veya eşlerin boşanma konusunda anlaşması neticesinde açtıkları boşanma davası gibi herhangi bir boşanma sebebine dayanılarak açılan davanın sonucunda hâkimin davanın reddine karar vermesi halinde, bu kararın kesinleşmesini takiben üç yıl boyunca eşler aile hayatına dönemezlerse; başka bir ifade ile evlilik birliği yeniden kurulamazsa eşlerden birinin istemi üzerine her halde hâkim tarafların boşanmasına karar verilir. Bir boşanma davası açılmaksızın eşler üç yıl veya daha fazla süredir ayrı yaşıyor olsalar dahi Medeni Kanunumuza göre daha önce açılmış bir boşanma davası bulunmadığı için eşler ortak hayatın kurulmamasına dair boşanma davası açamazlar. Böyle bir durumda diğer boşanma sebeplerine dayanarak dava açılmalıdır.

Eylemli Ayrılık Nedeniyle Boşanmanın Özellikleri ve Koşulları

Önceden açılmış boşanmaya ilişkin redle sonuçlanan ve kesinleşen davaya ilişkin bir kararın varlığı gereklidir. Buna göre, daha önce açılan boşanma davasının, hangi sebeple açılmış olduğu, davacının kusurlu olup olmadığı ya da kusurunun derecesi ya da söz konusu red kararının yabancı bir mahkemeden alınmış olup olmaması önemli değildir.

Kesinleşen red kararının üzerinden 3 yıl geçmesi ve ortak yaşamın yeniden kurulamamış olması bir başka koşuldur. 3 yıllık sürenin başlayabilmesi için red kararının verilmiş olmasının yanında bu kararın kesinleşmiş olması da gerekmektedir.

Kimler Açabilir?

Eşlerden her biri bu davayı açabilir.

Hangi Mahkemede Açılır?

Dava görevli mahkeme olan aile mahkemesinde açılmalıdır. 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanunun göre aile hukukundan doğan dava ve işler aile mahkemesinde görülmektedir.

Boşanma ve ayrılık davalarında yetkili mahkeme, eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer aile mahkemesidir. Burada dikkat edilmesi gereken bir husus Kanunumuzun son defa altı aydan beri birlikte oturdukları ifadesini kullanması nedeniyle bu yerin yerleşim niteliği niteliği taşımasının gerekli olmadığıdır. Eşlerin fiilen birlikte oturdukları yer olması bu anlamda yeterlidir.

Yargılama Nasıl yapılır?

Eylemi ayrılık nedeniyle boşanma davasında hâkim yargılamayı yazılı yargılama usulü çerçevesinde yapar. Dava açıldıktan sonra davayı açan eşin dilekçesi diğer eşe tebliğ edilir. Bundan sonra süresi içinde cevaplar verilmelidir. Mahkemede dilekçelerin verilmesi ve araştırma işlerinin tamamlanmasını takiben hâkim davanın görülmesi için ön inceleme duruşması günü belirler.

Süreler

Boşanma davalarında istinaf süresi kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde yapılmalıdır. Temyize başvuru süresi de istinaf mahkemesinin kararının tebliğinden itibaren 15 gündür. Bu süreler kararın davanın karşı tarafı eşe tebliğ edildiği tarihten itibaren başlar. Sürenin hesaplamasında, tebliğ yapılan gün hesaba katılmaz. Buna karşın tatil günleri bu süreye dahil edilir. Dikkat edilmesi gereken bir nokta, tebliğin son günü bir tatil gününe denk gelirse, sürenin ertesi gün mesai bitişine kadar uzatılmasıdır. Kısaca, reddedilen davan istinafa ve temyize belirtilen süresi içerisinde götürülmezse, 3 yıllık süre başlamış sayılır.

3 yıllık zaman zarfında, ortak hayatın kesintisiz şekilde yeniden kurulamamış olması gereklidir. Başka bir ifadeyle bu süre içerisinde, eşlerin yeniden bir araya geldikleri tespit edilirse, davanın reddine karar verilir. Eve dön çağrısı sonrasında çağrılan eşin aile konutuna dönmesi halinde, diğer eşin eve almaması durumunda ortak hayatın kurulduğu kabul edilmez.

Hukuki Dayanaklar

TMK MADDE 166.

Evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmış olursa, eşlerden her biri boşanma davası açabilir.
Yukarıdaki fıkrada belirtilen hallerde, davacının kusuru daha ağır ise, davalının açılan davaya itiraz hakkı vardır. Bununla beraber bu itiraz, hakkın kötüye kullanılması niteliğinde ise ve evlilik birliğinin devamında davalı ve çocuklar bakımından korunmaya değer bir yarar kalmamışsa boşanmaya karar verilebilir.

Evlilik en az bir yıl sürmüş ise, eşlerin birlikte başvurması ya da bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi halinde, evlilik birliği temelinden sarsılmış sayılır. Bu halde boşanma kararı verilebilmesi için, hakimin tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi ve boşanmanın mali sonuçları ile çocukların durumu hususunda taraflarca kabul edilecek düzenlemeyi uygun bulması şarttır. Hakim, tarafların ve çocukların menfaatlerini göz önünde tutarak bu anlaşmada gerekli gördüğü değişiklikleri yapabilir. Bu değişikliklerin taraflarca da kabulü halinde boşanmaya hükmolunur. Bu halde tarafların ikrarlarının hakimi bağlamayacağı hükmü uygulanmaz.

Boşanma sebeplerinden herhangi biriyle açılmış bulunan davanın reddine karar verilmesi ve bu kararın kesinleştiği tarihten başlayarak üç yıl geçmesi halinde, her ne sebeple olursa olsun ortak hayat yeniden kurulamamışsa evlilik birliği temelden sarsılmış sayılır ve eşlerden birinin istemi üzerine boşanmaya karar verilir.

YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ
E. 2019/4931 K. 2019/12296 T. 12.12.2019

KARAR : Taraflar arasında görülen Türk Medeni Kanunu’nun 166/4. maddesine dayanan boşanma davasının yapılan yargılaması sonunda; ilk derece mahkemesince, ortak hayatın yeniden kurulduğundan bahisle, davanın reddine karar verilmiştir. Hükme karşı davacı erkek tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş ve bölge adliye mahkemesi istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermiştir. ..

Türk Medeni Kanunu’nun 166/4. maddesine göre, boşanma sebeplerinden herhangi biriyle açılmış bulunan davanın reddine karar verilmesi ve bu kararın kesinleştiği tarihten başlayarak üç yıl geçmesi halinde, her ne sebeple olursa olsun ortak hayat yeniden kurulamamışsa evlilik birliği temelinden sarsılmış sayılır ve eşlerden birinin istemi üzerine boşanma kararı verilir. Ret kararının kesinleşmesinden başlayarak geçen üç yıl zarfında ortak hayatın yeniden kurulmuş olduğunun kabul edilebilmesi için, tarafların bu amaçla bir araya gelmiş ve birlikte yaşamış olmaları, evlilik birliğinin amacına uygun olarak tesis edilmiş olması, bu hususların delilerle ispatlanmış bulunması gerekir.

Davacı erkek tarafından daha önce açılan boşanma davası reddedilmiş, karar 10/06/2010 tarihinde kesinleşmiş; Türk Medeni Kanunu’nun 166/4. maddesine dayalı işbu dava ise 12/04/2016 tarihinde açılmıştır. Tarafların ilk boşanma davasının reddinden sonra biraraya geldiklerini ve ortak yaşamın yeniden kurulduğunu ispat yükü davalı kadındadır. Dosya kapsamındaki tanık beyanları, sosyal inceleme raporu ve diğer delillerin tetkikinden davacı erkeğin ayrı bir yerleşim yerinin olduğu, tarafların ayrı evlerde yaşadıkları, davacı erkeğin özellikle cumartesi günleri olmak üzere izin günlerinde ortak çocuklarla zaman geçirmek için davalı kadının evine geldiği, davalı kadının 13/02/2017 tarihli sosyal inceleme raporundaki beyanlarında çalışmadığını ve davacıdan aldığı nafaka ve davacının ortak çocuklarla eve gelirken yaptığı alışverişlerle geçimlerini sağladığını beyan etmesinden de anlaşıldığı üzere, davacı erkeğin kadına daha öncesinde hükmedilen nafakaları ödemeye devam ettiği anlaşılmış olup, taraflar arasındaki ortak yaşamın yeniden kurulduğu ispatlanamamıştır. Bu durumda, davanın kabulüyle tarafların boşanmalarına karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş ve kararın bozulmasını gerektirmiştir.

T.C. YARGITAY HUKUK GENEL KURULU
E. 2006/2-488 K. 2006/480 T. 28.6.2006


• REDLE SONUÇLANAN BOŞANMA ( Kararın Kesinleşmesinden İtibaren 3 Yıl Geçmiş ve Tarafların Bir Araya Gelmediklerinin Aksi Kanıtlanamamışsa Boşanmaya Karar Verilmesi Gereği )


• KARARIN KESİNLEŞMESİ ( Redle Sonuçlanan Boşanma Davasına İlişkin Kararın Kesinleşmesinden İtibaren 3 Yıl Geçmiş ve Tarafların Bir Araya Gelmediklerinin Aksi Kanıtlanamamışsa Boşanmaya Karar Verileceği )


• BOŞANMA ( Redle Sonuçlanan – Kararın Kesinleşmesinden İtibaren 3 Yıl Geçmiş ve Tarafların Bir Araya Gelmediklerinin Aksi Kanıtlanamamışsa Boşanmaya Karar Verilmesi Gereği )
4721/m. 166


ÖZET : Davacı, MK’nın 166 /son maddesi uyarınca boşanmaya karar verilmesini talep etmiştir. Anılan maddeye göre, boşanma davasının reddine karar verilmiş ve kesinleşmeden itibaren üç yıl geçmesine rağmen ortak hayat yeniden kurulamamışsa, evlilik birliği temelinden sarsılmış sayılır ve eşlerden birinin talebi üzerine boşanmaya karar verilir. Somut olayda da, tarafların bir araya gelmediklerinin aksi kanıtlanamamıştır. Bu durum karşısında anılan madde uyarınca boşanmaya karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.


DAVA : Taraflar arasındaki “boşanma, tazminat, nafaka” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; …………. Aile Mahkemesi’nce davanın reddine dair verilen 26.01.2005 gün ve 2004/428 E., 2005/34 K. sayılı kararın incelenmesi davalı-karşı davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 30.6.2005 gün ve 2005/8078-10403 sayılı ilamı ile;b( … Davalı-karşı davacı kadının davası Türk Medeni Kanunu’nun 166 /son maddesini de içermektedir. Delillerin bu çerçevede değerlendirilerek sonucu uyarınca karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır… ), Gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.


Hukuk Genel Kurulu’nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

KARAR : Dava, boşanma; karşılık dava boşanma, maddi ve manevi tazminat ile nafaka istemine ilişkindir. Davacı koca, davalı ile evli olduklarını ancak 4 yıldan beri ayrı yaşadıklarını ileri sürerek boşanmalarına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.


Davalı-karşı davacı kadın, taraflar arasında daha önce görülen boşanma davasından sonra bir araya gelmediklerini, evlilik birliğinin sona ermesinde tüm kusurun erkekte olduğunu ileri sürerek, boşanmalarına, maddi ve manevi tazminat ile nafakaya karar verilmesini talep ve dava etmiştir.


Mahkemece; verilen kesin süre içerisinde bir araya gelmediklerine ilişkin taraflarca bir delil sunulmaması nedeni ile, her iki davanın da ispatlanamadığından reddine karar verilmiştir.


Özel dairece; yukarıda açıklanan nedenlerle karar bozulmuş, yerel mahkeme, tarafların ikrarlarının mahkemeyi bağlamayacağı gerekçesi ile ilk hükümde direnmiştir.


4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 166 /son maddesine göre; “Boşanma sebeplerinin herhangi biriyle açılmış bulunan davanın reddine karar verilmesi ve bu kararın kesinleştiği tarihten başlayarak üç yıl geçmesi halinde, her ne sebeple olursa olsun ortak hayat yeniden kurulamamışsa, evlilik birliği temelinden sarsılmış sayılır ve eşlerden birinin istemi üzerine boşanmaya karar verilir.”
Medeni Kanun’un uygulanmasında, davanın kabul edilebilmesi için yasanın amaçladığı üzere üç yılı aşan bir süre içinde müşterek hayatın kurulamaması, fiili ayrılık vakıasının gerçekleşmiş olması gerekir.


Hemen vurgulayalım ki, evlilik bir ortak yaşama duygu ve arzusuna bağlı olup; hayatın birlikte yaşanması ve paylaşılması amacını güder. Ortada hiçbir zorunluluk bulunmamasına rağmen, birlikte olmayı arzulamadıkları için eşler fiilen ayrı yaşıyorlarsa, o evliliğin sözü edilen amaç ve anlamının kalmadığının kabulü gerekir.


Diğer bir anlatımla; birlikte yaşanmayan ve şekli bir evlilikten öte gitmeyen evliliğin, gerçek anlamda evlilik olmayacağı, bu durumun eşlerden ayrı topluma da bir yarar sağlamayacağı çok açıktır. Türk Medeni Kanunu’nun 166 /son maddesi bu sosyal sorunu çözümsüz bırakmamak suretiyle, Türk boşanma hukukunda önemli bir sıkıntıyı gidermiştir. Bu nedenle anılan maddeyi açıklanan amaç ve yaşanan gerçekler yönünde ve özüne uygun bir biçimde yorumlamak gerekir.

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazar

Av. Ali Akın Metiner

Size Yardımcı Olabiliriz

Hukuki sorununuzu çözüme kavuşturmak için sabit ücretli tekliflerimizi inceleyin!

Ücretsiz Boşanma Analizi

Kolay ve hızlı bilgiye ulaşmak için Boşanma Analizi'ni deneyin!